Tek Gözlü Sanatçılar

Kim ne düşünürse düşünsün, kim ne söylerse söylesin sizler sanatçısınız. Çünkü sizler objektifiniz ile resim yaparsınız. Her resminiz bir yorum, her yorumunuz bir anlatım biçimidir. Her anlatım içinde plastik sanatların bir çok yöntemini kullanırsınız. Bu yöntemler sizi tekleştirir, özelleştirir.

Yani başkalarından çok farklı kılar. Bir olay düşünün..Bir çok kameramanın çalıştığı bir olay içerisinde farklı resimlerle,farklı anlatımlar görürsünüz. Hiç bir kameramanın çalışma biçimi, yaptığı anlatım bir diğerine benzemez. Biçim olarak benzemez, öz olarak benzemez; çünkü açılar farklıdır, boyutlar farklıdır, hareketler farklıdır…En önemlisi anlatım yani olayı algılayış biçimi farklıdır..

Değerli meslektaşlarım, bütün bunları neden yazıyorum biliyormusunuz ? Yazıyorum çünkü sanatçı olmanın sizlere yüklediği sorumluluk ağırdır, zordur. Dünyanın hiç bir film yönetmeni, hatta en titiz yönetmenleri dahi, kameramanın sanatçı özgürlüğüne tam anlamıyla müdahele edememiştir. Yönetmen çerçeve verse bile, plan hazırlasa bile, kameramanın iki eli arasında tuttuğu cihazın hareketine, yapılan resmin plastiğine boyun eğer, olanı kabul eder.

Evet değerli arkadaşlarım, kameramanlık mesleğine başladığım 1971 yılında ve bu meslekte çalıştığım 7 yıl boyunca hep bu kimliği düşündüm, hep bu kimlikle hareket ettim.

1967-1968 yıllarında Yeşilçam’da çalıştığım dönemde ve bir çok film setinde kameramanlığın dışında değişik görevlerde yaptım. Bu iki yıl içinde çok önemli bir gerçeği yaşadım. Filmin temelini oluşturan kurgudur. Kurgunun temelini oluşturan da görüntüdür. En kötü sahneleri iyi kameramanlar vezir etti, en iyi sahneleri de kötü kameramanlar rezil etti. Bu gerçekleri yaşayan bir çok yönetmenin saçını-başını yolduğunu bilirim.. Bu vahşet karşısında karar değiştirdim ve yönetmen olarak Yeşilçam’ da başlayacağıma, kameraman olarak başlarım daha doğru olur diye düşündüm. Aradan uzun yıllar geçti. Evet tam 30 yıl. 30 yıllık deneyimim bana öncelikle kameramanın kimliğini öğretti.

Bugün çok dikkatli bir şekilde meslektaşım olan kameramanları izliyorum. Hala haber programları evimde izlerken 21 yıl önce omuzumdan indirdiğim kameramı tekrar omuzlar, izlediğim olayı yeniden görüntülerim. Zaman zaman ah derim, zaman zaman içimi çeker vah..derim. 20 yıl önce 10’duk, şimdi 100 olduk, belki de 1000’ler olduk. Bu 1000’ler içinde kendimi ararım ve kaybolan sanatımızın acısı içinde çoğu kez vah vah diye yanarım.

Değerli arkadaşlarım, kimliğimiz kayboluyor. Bu kaybın nedeni öncelikle bizleriz. Kimlik kaybımızın elbette çok ama çok nedeni var. Bu nedenler üzerinde düşünüp yeniden yaşama dönmemiz bizim elimizde. Bizler asla bir teknisyen değiliz ..Bizler öncelikle tek gözlerimizle algıladıklarımızı sanatçı kimliğimizle resim yapan kişileriz. Bu kimlik bunalımı bizi bu toplumda yüceltmez, aşağılar. Ben aşağılanmak istemiyorum. Ben bu onurlu mesleğin yüklediği sorumlulukla yaşamak istiyorum.

Gelin önce birleşelim ve çıkış yollarını yeniden arayalım ve bulalım..

Ertürk Yöndem-Prodüktör / Kamera Dergisi Temmuz 1998
alexa   youtube facebook Twitter Google

Did you like this? Share it:
Yazar
Yazar
Son 15 Senedir sanal alemde takılan birisi olarak sohbet chat sitelerı kurup satışlarını yaptım son 2 sendır seo ve Arama Motoru Optimizasyonu Uzmanı olarakta Devam etmekteyim...
Twitter Facebook Google Linkedin Flickr YouTube

Önceki Yazı:Özürlülerin TV İzleme Eğilimleri

Sonraki Yazı:Suluboya Ve Anilin Boya Teknikleri

YORUMLAR
SİZ DE CEVAP YAZABİLİRSİNİZ
Bu yazı hakkında görüşünüzü belirtin.

Kariyerwbh